DÜNYA GIDA TİCARETİNDEN DAHA YÜKSEK PAY ALMALIYIZ

SEDA GÖK

GÜNDEME DAİR…

 

Türkiye, dünya gıda ve içecek ticareti içinden sadece yüzde 1 pay alıyor. Sektör; ihracat ve üretim payını artırma çabasında…

Artan nüfusla birlikte doğal kaynakların azalması, insanlığın önümüzdeki yıllarda gıda tehdidiyle karşı karşıya kalacağının sinyallerini veriyor. Bu da özellikle nüfusu kalabalık olan ülkeleri farklı arayışlara itiyor.

Yaklaşık 7,5 milyar olan dünya nüfusunun, 2025 yılında 1 milyar daha artacağı, 2050’ye gelindiğinde ise 9,6 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Artan nüfusla birlikte çevre kirliliği, küresel ısınma ve doğal kaynakların azalması gibi tehditler önümüzdeki yıllarda insanlığın gıda ve içecek ihtiyacının karşılamasının zorlaşacağını gösteriyor.

Büyük çoğunluğu özel sektör kuruluşu niteliğinde olan Türkiye’deki gıda sanayi işletmelerinin yüzde 95’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Bugün Türkiye’de gıda ve içecek sanayinde 45 bine yakın işletme faaliyet gösteriyor. Bu işletmelerin büyük çoğunluğu gıda sanayisinde üretim yaparken, küçük bir kısmı ise içecek sanayisinde yer alıyor.

Türkiye ekonomisi ile gıda ve içecek sanayisinin büyüme hızları incelendiğinde, ülke ekonomisi yaklaşık yüzde 10 gelişme hızı gösterirken, gıda ve içecek sanayisinin gelişme hızı yüzde 2,5 olduğunu görüyoruz.

GSYH ile gıda ve içecek sanayi cari büyüme rakamları birlikte değerlendirildiğinde ise GSYH yüzde 18 büyürken, gıda ve içecek sanayi bu rakamın biraz gerisinde kalarak yüzde 15,5’lik büyüme yakalayabilmiş.

Dolayısıyla gıda ve içecek sektörünün stratejik öneminin ve büyüme oranlarının dünya genelinde daha da artacağı öngörülüyor.

Ülkelerin dünya üretimindeki payları incelendiğinde de son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin paylarının yükseldiği görülüyor. Örneğin; Çin 2005 yılında dünya gıda ve içecek imalatının yüzde 7’sini karşılarken, günümüze gelindiğinde bu oran çok büyük bir artışla yüzde 17’e yükseldi. Çin kadar yüksek oranlarda olmasa da Arjantin, Endonezya, Hindistan, Polonya, Vietnam, Romanya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de dünya üretimindeki paylarını son yıllarda önemli oranda artırdı.

Sektörde son yıllarda elde edilen katma değerin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru kaydığı görülüyor. Bunun verilerle en güzel göstergesi; dünya genelinde sektörden elde edilen katma değerlerde AB’nin payı 2000 yılında yüzde 26 iken, günümüzde bu oran yüzde 21′e düştüğünü görüyoruz.

Keza aynı yıllar arasında ABD’nin payı da yüzde 24’ten, yüzde 21’e geriledi. Sektörün dış ticaretinde ise yine aynı şekilde AB-27, ABD, Kanada gibi gelişmiş ülkelerin hem ihracat hem de ithalatta dünya genelindeki paylarının azaldığı görülüyor. Bu durum, sektörün dış ticaretinde gelişmekte olan ülkelerin daha fazla rol almaya başladığını teyit ediyor. Çin, yüksek nüfusundan dolayı üretimdeki gelişimini daha fazla iç tüketimde kullanırken, gelişme trendini aynı oranda dış ticarete yansıtamıyor.

Sektörde yapılan ihracatta Tayland, Malezya, Endonezya, Hindistan gibi Asya ülkeleri ile Brezilya, Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerinde önemli bir ilerleme yaşanırken, Avustralya, Kanada, Sili ve Meksika gibi ülkelerin dünya genelindeki ihracat payları azalıyor. Türkiye ise son 10 yılda dünya ihracatından aldığı payı artırarak ilk 15 ihracatçı ülke arasına girdi. Ancak toplam pazardan ise sadece yüzde 1 pay alabiliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) gıda ürünleri ve içecek imalatı sektöründe dünya genelindeki üretim ve dış ticaret payı son yıllarda düşüş eğilimi gösteriyor. Ancak sektördeki üretim değeri, dış ticaret miktarı, katma değer gibi birçok değişkende AB’nin halen dünya genelinde ilk sırada yer aldığını söyleyebiliriz. AB içinde ise özellikle Almanya, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık, İspanya, Polonya ve Hollanda gibi ülkelerin sektörde birçok değişkene göre öne çıktıkları görülüyor.

Gıda ve içecek sanayisinde firma sayılarına göre Fransa ve İtalya başta olmak üzere Almanya ve İspanya gibi ülkeler öne çıkıyor. İstihdam rakamlarında ise firma sayısı Fransa ve İtalya’dan daha az olmasına rağmen, işletme ölçekleri daha büyük olan Almanya ilk sırada yer alıyor. Almanya’yı sırasıyla Fransa, İtalya, Polonya, Birleşik Krallık ve İspanya izliyor.

AB ülkeleri ile mukayese edilecek olursa Türkiye firma sayısında Fransa ve İtalya’dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Yine Fransa ve İtalya ile benzer şekilde firma ölçekleri küçük olduğu için istihdam rakamlarında AB üyesi beş ülkeden sonra geliyor. Gıda ve içecek sanayisinde sektöründe Türkiye için asıl problemli konu, sektörden elde edilen ciro ve katma değerle ilgili. Türkiye’nin sektörden elde ettiği katma değer ve ciro rakamları istihdam ve firma sayılarına oranlandığında, bu oranların AB ortalamasına göre çok düşük seviyelerde kaldığı izleniyor. Bu durum, iş gücü verimliliğinin ve sektörden elde edilen katma değerin Türkiye’de düşük olduğunu gösteriyor.  Bu verilerde gösteriyor ki; gıda başlığı üzerinde daha fazla çalışmalıyız.