BOYA SANAYİ ‘YABANCI’LARLA ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR

SEDA GÖK

GÜNDEME DAİR…

Türkiye’de boya sektörü 3 milyar dolar büyüklüğe sahip.  Her yıl 45 ülkeye ihracat yapan sektör, son 10 yılda kaydettiği gelişim ile Türkiye’yi Avrupa’da ilk beş büyük üretici ülkeden biri haline getirdi. Dünya boya pazarından yüzde 2 pay alan Türkiye, 915 bin tonu aşan üretim değerine sahip. Boya sanayiinde özellikle son yıllarda yabancı sermayenin payının arttığı dikkat çekiyor.

 

Türkiye;  Ar-ge ve inovasyon yatırımları, ürün kalitesi ve çeşitliliği ile uluslararası alanda rekabetçi hale gelirken;  büyük ölçekli yerli boya firmalarının da uluslararası alanda yabancı sermayeli kuruluşlar ile ortaklık yapmaya başladığı görülüyor. Bu da sektörün elini güçlendiriyor.

Sektörün gerek üretimi ve teknolojik gelişimi, gerekse kalitesiyle Avrupa’da üst sıralarda yer aldığını görüyoruz.  Öyle ki, Avrupa’nın 5’inci boya üreticisi konumundayız.

Ar-Ge ve inovasyon hizmetiyle uluslararası standartlarda üretim yapan boya sanayi, bu sayede ihracat potansiyelini arttırıyor. Geçen yılı 700 milyon doları bulan ihracat değeriyle kapatan sektörün özellikle Doğu Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu ve Türki cumhuriyetlerinde söz sahibi olduğunu görüyoruz.  En çok boya ihracatı yaptığımız ilk beş ülke arasında ise Irak, İran, Azerbaycan, Türkmenistan ve Gürcistan yer alıyor. Sektör hala üretiminin yüzde 10’luk bölümünü ihraç ediyor.  Bu yıl boya sanayiinde ortalama yüzde 5 büyüme öngörülüyor.

Öte yandan sektörde yaklaşık 580 firma üretim gerçekleştiriyor. Kurulu kapasitenin yüzde 65’ini kullanan sektörde, üretimin yüzde 82’sini büyük ve orta ölçekli firmalar, yüzde 18’lik kısmını kapsayan vernik ve tiner üretimini ise küçük ölçekli firmalar gerçekleştiriyor. Sektörün yarattığı istihdam ise 200 bin kişi… Ancak sektörde kullanılan hammaddenin yüzde 80′inin ithal ediliyor ve bu dışa bağımlılık sektörün gelişim hızını olumsuz etkiliyor.

Bölgesel ihracat potansiyeli yüksek ve boya talebinin artış gösterdiği gelişmekte olan pazarlara yakınlığı Türkiye’ye avantaj sağlıyor. Ancak bu avantajını ölçek olarak değerlendiremediği belirtiliyor. Büyüme devam etse de geçmiş yıllara kıyasla büyüme hızında bir yavaşlama olduğu görülüyor.

Küresel ölçekteki gelişmelere bağlı olarak rekabetçiliği artırmak için sektördeki inovasyon ve teknoloji yatırımlarına hız verilmesi gerektiğinde birleşiliyor.

Büyük ölçekli şirketler yeni teknolojilere kaynak ayırmakta zorlanmazken küçük ve orta ölçekli şirketlerin Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarına verilen devlet teşviklerinden daha fazla yararlanması gerekiyor.

Coğrafi yakınlık ve lojistik avantajı sayesinde boya sektörü özellikle yakın pazarlarda ihracat potansiyeli ile öne çıkıyor. Sektörün lokomotif pazarları olan komşu ve çevre ülkelerin ekonomik, siyasi ve güvenlik sorunu yaşaması ise ihracatı olumsuz etkiliyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan istikrarsızlıklar bu anlamda sektörü alternatif pazarlara yöneltiyor. Gelecekte Ortadoğu’da istikrarın sağlanması ve yeniden yapılanma süreci Türkiye’yi bu alanda avantajlı bir konuma getirecek.

Boya inovasyona çok açık bir sektör… Artık bunu fırsata çevirme zamanı…