“İZMİR’İN ÜZERİNDEKİ KÜLÜ ÜFLEMEK GEREKİYOR”

Jpeg

 

 

SEDA GÖK- ANKARA

İzmir’in güçlü olduğu alanlardaki potansiyelini tam kullanmadığını belirten MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Dr. Oktay Vural, “İzmir’in gücünün üzerindeki külü üflemek, kor ateşi ortaya çıkarmak gerekiyor. Burada müteşebbis de var. İzmir’in yeni heyecanlara ihtiyacı var” diyor.

Şehrin; bölge, Türkiye ve dünya ile iletişimini sağlamak gerektiğine dikkat çeken Vural, İzmir’in yaşayan ve yaşatan bir şehir haline gelmesinin önemini vurguluyor. Bu konuda İzmir Körfezi’ni örnek gösteren Vural, “İzmir Körfezi var ama deniz kıpır kıpır değil” diyor.

Merkezi yönetiminde İzmir’in potansiyelini harekete geçirecek bir ekonomi politikası izlenmesi gerektiğini belirten Oktay Vural ile İzmir ekonomisi, şehrin gelişimi için yapılması gerekenler ile Türkiye ekonomisini bekleyen gelişmeler üzerine konuştuk.

Ankara’dan İzmir’e baktığımızda nasıl bir şehir gerçeği ile karşı karşıyayız?

Her şehrin ekonomisi başka şehirlerle rekabet eder. İzmir’in diğer illere nazaran daralan bir ekonomisi var. Türkiye’nin en fazla göç alan illerinden birisi… İşsizlik oranı, Türkiye’nin işsizlik oranının yüzde 40 üzerinde. İzmir en fazla yoksulluğun olduğu 4. şehir durumunda.

İzmir ekonomisi geçtiğimiz yıllarda ihracat odaklı idi. Şimdi ise ithalat fazlamız var. Diğer illerdeki yapısal dönüşüme ayak uyduramadı. Teşvik politikaları, İzmir’in çevresini cazip kılar hale geldi. Bu nedenle de İzmir’in atıl sanayi potansiyeli oluşmaya başladı. Organize sanayi bölgelerindeki dolululuk oranlarımız yüzde 35 düzeyinde.

-Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde doluluk oranı yüzde 100 mertebesinde…

Ama orada da birçok kapanan firma var. Bu yönüyle bakıldığında kentleşme açısından da yeterince cazibe oluşturamadı. İzmir; Ege ve Türkiye’nin incisi iken, şimdilerde tek başına kalan bir İzmir var.

-İzmir tek başına mı kaldı diyorsunuz?

Evet. İzmir tek başına kaldı gibi görünüyor. İzmir’in; bölge, Türkiye ve dünya ile iletişimini ve ulaşımını sağlamak gerekiyor. Özellikle İzmir- İstanbul otoyolu, çevre iller ile ulaşım, kent içi ulaşımın güçlendirilmesi önemli. Aynı zamanda İzmir’in denizini iyi kullanması gerekiyor. İzmir Limanı konusunda maalesef yıllardır bir hamle yapamadık.

-Yine özelleştirme sürecinde…

Yıllardır sürüyor. İzmir bir liman kentidir. Alsancak Limanı’nın iyileştirilmesi ve şehir ile bütünleştirilmesi gerekiyor. Bazen limanı şehirden taşımak gibi projeler ortaya çıkıyor. Bunlar doğru değildir. Aslında limanı, kent ile buluşturmak gerekiyor. Benim zamanımda ortaya koyduğumuz büyük tonajlı gemilerin gelmesi için gerekli olan kanal tarama çalışmaları yapılmalı. Çandarlı Limanı da ciddi problemler yaşıyor.

İzmir’in sahip olduğu değerler var. Ancak bu değerleri kullanabilirseniz fayda üretir. Üniversiteli genç bir nüfusu var ama bunları istihdam edecek katma değeri yüksek bir sanayiyi burada teşvik etmeniz gerekiyor.  Göç alıyor, kentsel dönüşümü yapmak zorundasınız. Yapılması gereken yerel ve merkezi açıdan çok şey var. İzmir’in, Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulmasını sağlayacak sektörlere ağırlık vermesi gerektiğini düşünüyorum.

-Örneğin…

Bilişim, sağlık, yabancı öğrencilerin İzmir’e gelmesini teşvik politikası, kültür-sanat, spor alanında olabilir. Bu konuda güçlü potansiyelleri var. Bu alanlarda cazibe merkezi olabilir.

-Bu saydıklarınızı farklı zamanlarda düzenlenen toplantılarda ya da raporlarda okuyoruz, dinliyoruz. Ama adım yok. İzmir neden adım atamıyor?

İzmir’de liderlik problemi var. İzmir’in gerçekten merkezi ve yerel yönetimin aynı hedefe yönelebileceği bir yapısı yok. İzmir’in gelişimi, Türkiye ekonomisi içinde önemli. İzmir’deki üniversitelerin gücünden daha fazla yararlanırsanız, cazibe merkezi oluşturursanız bu Türkiye ekonomisi için büyük katkı sağlayacaktır.

-İzmir’in yeni liderlere mi ihtiyacı var?

Bugün İzmir’e herhangi bir il gibi bakamazsınız. İzmir, bölge ekonomisi için çok önemli. Dolayısıyla bu vizyona sahip adımlar gerekiyor. Merkezi yönetiminde İzmir’in potansiyelini harekete geçirecek bir ekonomi politikası izlenmesi lazım. Lafta var ama icraat yok. Bu dönüşümü sağlayamıyoruz.  Kaderimizi EXPO 2015 sonra EXPO 2020’ye bağladık. Ama bunu hep söyledim, ‘Bu şehre; EXPO için mi bir şey yapacağız. Yoksa İzmir için mi yapacağız?’ EXPO için yapmayı düşündüğümüz şeyleri gelin şimdi yapalım.’

-Projeler rafa kalkmış gibi görünüyor…

Evet, rafa kalktı. Yarışmaya girmek için değil İzmir için bir şeyler yapabilmek lazım. Ciddi bir koordinasyonsuzluk ve liderlik sorunu olduğu kanaatindeyim. Ama bu sorun tek taraflı değil. Güçlü bir iradeye ihtiyaç var. Merkez ve yerel yönetim, ciddi şekilde birlikte çalışmalı. Mesleki ve sivil toplum örgütleri bir şeyler üretiyor. Ama onlarda gazete manşetleri yaratıyor.

-Yani sadece gündem oluşturmak amaçlı diyorsunuz.

Evet.  Kentsel ihtiyaçların giderilmesi gerekiyor. Orta gelir tuzağından kurtulmanın yolu, kentleşmeyi planlı ve sağlıklı şekilde yapmaktır. Yüksek gelir grubu dediğimiz noktaya varabilmek için bu girişim çok önemlidir. İzmir birçok insanın yaşamak istediği bir şehirdir.

-Yaşamak ayrı yaşayabilmek ayrı başlıklar ama…

İzmir’in yaşayan ve yaşatan bir şehir haline gelmesi lazım.  Sahip olduğunuz değerleri kullanmanız gerekiyor. Örneğin; bugün spor alanı çok önemli. Kulüp taraftarı güçlü bir kent. Bu spor talebine cevap veremezseniz nasıl o şehri yaşatacaksınız. Kulübü taraftar ile buluşturmak zorundasınız. Takımlarınızı, 1. Lige çıkarmak zorundasınız. Kültür sanat ve spor bu şehirde girişimciliği ve yaratıcı ekonomiye katkısı olan başlıklardır. Şehir Olimpiyatları’nı bu şehirde yapacaksınız.

-İzmir’in UNIVERSIADE tecrübesini göz ardı etmemek gerekiyor.

Evet, ama bakın o dönemde yapılan tesisler kaldı. Burada sürdürülebilirlilik çok önemli.  Bunun dışında İktisat Kongresi’nin devamını burada sürdürmek gerekiyor. Verimlilik olmayan bir yerde atalet olur. İzmir’i cazibesini arttırmak lazım. İzmir Körfezi var ama deniz kıpır kıpır değil.

-İzmir’in üzerinde ölü toprağı mı var?

Külü var. O külü kaldırmak lazım. Şehirler dönüşüm içinde. İzmir’de bu yönüyle dönüşüme ayak uydurmak gerekiyor. İzmir’in gücünün üzerindeki külü üflemek gerekiyor. Kor ateşi ortaya çıkarmak gerekiyor. Burada müteşebbis de var. İzmir’in yeni heyecanlara ihtiyacı var.

-İzmirli seçmenin seçim döneminde yaptığınız sohbetlerde en çok beklenti ne idi?

Yalnız bırakıldığını düşünüyorlar. Genelde ve yerelde de bu böyle idi. İşsizlik önemli bir problem idi. Kentsel yaşam alanlarının eksikliği önemli başlıklardı.

-Geçtiğimiz hafta ekonomi programı ve reform paketi açıklandı. Sizin bu konudaki tespitlerinizi alabilir miyiz?

Türkiye, 1999-2002 döneminde yapılan reformlar sayesinde ayağındaki prangaları söktü.  Ciddi cari işlem açığı sorunu vardı. Bu ortadan kalktı. Mali direnç sorunu ortadan kalktı. Burada bankacılık sistemi güçlendirildi. Kamu bankaları görev zararları sıfırlandı. Bütçe açığı vardı. Bunlar kapatıldı. Vatandaştan aldığımız verginin biriktiği, hazinenin altındaki kara delikler kapandı. Bunlar kapanınca havza su tutmaya başladı. Türkiye bu sayede ‘orta gelir’ noktasına geldi.  Hedeflere önemli ölçüde varıldı. 1990 yılların getirdiği yapısal sorunlardan kurtarıldı. Orta gelire sıçradık. Ama 2007’den sonra Türkiye bir hamle yapmadı. Orta gelir skalasında kaldı.

Örneğin; Türkiye bir uçağa benzetelim. Karşıdan öyle rüzgarlar geliyordu ki, uçağın kalkışını engelliyordu. Biz o zamanın şartlarında karşı rüzgarları ortadan kaldırdık. Uçak uçtu, şimdi belli bir yüksekliğe çıkması lazım ama gene rüzgarlar ile karşı karşıya… İşte bu karşıdan rüzgarları ortadan kaldıracak yapısal reformlara ihtiyacımız var. Daha yüksek katma değeri yüksek sektörlere ve ürünlere odaklanılması gerekiyor. Yaratıcı ekonomiye ihtiyacımız var. Eğer Türkiye buna odaklanacaksa, bunun merkezi neden İzmir olmasın?

Türkiye tasarruf sorunu ile karşı karşıya… Kaliteli bir tasarrufa ihtiyacımız var. Doğrudan yatırımı teşvik etmek zorundasınız. Cari açığı portföy yatırımları ile kapatamazsınız. Sağlam kaynaklara ihtiyacımız var. Özel tasarruf oranı yüzde 24 den yüzde 12’ye gerilemiş durumda. Tasarruflarımızı arttırmalıyız. Yatırımları da yüksek katma değerli ürüne odaklanmalıyız. Eğitimde ciddi reformlara ihtiyacımız var. Çünkü eğitim kalitemiz düşüyor. İşgücünün eğitim ortalaması 6,4 yıldır.

Ama bugüne kadar Adalet Kalkınma Partisi’nin uyguladığı ekonomi politikası hormonlu büyüme politikasıdır. İthalat odaklı, Türkiye’de kalıcı bir büyüme sağlayamaz. Buna köpük ekonomisi diyoruz. Ama köpük bitti gitti. Demografik yapımız itibariyle bir fırsat penceremiz var. Çalışabilen nüfus oranımız 20 yıl daha avantajlıyız. Bu fırsatı kullanmalıyız.

Bunun dışında yüksek gelir seviyesine gitmenin, politik boyutu da önemli. Siz hukuk güvencesini sağlamalısınız. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, düşünce ifade özgürlüğü ve adaletin kalitesini arttırmak zorundasınız. Yüksek gelir seviyesine, sadece ekonomik hamleler olmaz. Ekonominin ekosistemini korumak zorundasınız. Karşı rüzgarları ortadan kaldırmak gerekiyor. Sermaye piyasalarımızı derinleştirmeliyiz.

Planlı şehirleşme çok önemli. Göç artıyor. Şehirleşmenin etrafında şehirle bütünleşmemiş odaklar oluşuyor. Şehirlerin kentsel dönüşümünü ve ulaşımla ilgili sorunlarını çözmek ve bu konularda reformları yapmak lazım. Hala kayıt dışı ekonomi ile karşı karşıyayız.

-Asgari ücretin 1.300 TL olmasının kayıt dışı ekonomiyi tetikleyeceğine dair yorum var. Sizin bu konudaki tespitiniz nedir?

Asgari ücretin 1300 TL olması doğru bir politikadır. Ama bunu getirirken, 2,5 milyon Suriyeliyi kayıt dışı çalıştırırsanız; bundan kaçmak isteyenler olacaktır. Bu durumda sizin bu istihdamı sağlayacak teşvikleri vermeniz gerekiyor. Türkiye’nin büyümesiyle bu teşvik maliyetini absorbe edebilirsiniz. Enflasyon ile mücadeleni yolu;  istihdam ve üretimi teşvik edici politika uygulamaktır.

Biz Türkiye olarak irtifa kaybediyoruz. Bu irtifa kaybının önüne geçecek reformları yapmamız gerekiyor.

Harcamaları kısarak enflasyon ile mücadele edemezsiniz. Bugün ithalata dayalı bir büyüme politikamız var. Bu politika değiştirilmeli. Yapısal reformlar gerekli.  Yüksek gelir grubuna ulaşmamız temel hedefimiz olmalı. Ama bu konuda Türkiye’nin net bir hedefinin olmadığını görüyoruz. Ayrıca vergi reformu yapılmalı.

Bakın, 61. Hükümet programında “Kayıt dışı mücadele ile devam edilecek ve önümüzdeki dönemde tamamlanacak” diyordu.  62., 63., 64. Dönemin çalışma programında aynı cümle yer alıyor.  Hep tamamlanmamış hedeflerimiz var.